Contemporary İstanbul 2018

PAYLAŞ
Contemporary İstanbul 2018
Sevil Dolmacı Art Gallery Contemporary İstanbul 2018'de Yerini Alıyor! Sevil Dolmacı Art Gallery Uluslararası ve Türk çağdaş sanatının önde gelen isimlerini Contemporary 2018'de buluşturuyor! Stand tasarımı Zoom Mimarlık tarafından yapılacak sergide Peter Halley, Bjarnne Melgraad, Anders Krisar, Loris Cecchini, Ruby Anemic, David Drebin, Tony Cragg, Ergin İnan, Pınar Dupre, Cömert Doğru, Elif Tutka, Metin Kalkızoğlu, Habibullah Okur, Saliha Yılmaz gibi daha birçok sanatçının eserleri sanatseverlerle buluşacak.

Ergin İnan, 1943’te doğdu. İlk ve orta öğrenimini Malatya’da tamamladıktan sonra 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptırdıysa da, bir yıl sonra 1964 yılında şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Resim Bölümü’nün yetenek sınavlarını kazanarak resim öğrenimine başladı.

On beş yıl boyunca aksatmadan katıldığı Küstausstellung - Wasserburg am inn Germany sergilerine süresiz katılım şansını 1972 yılındaki jüri seçimiyle yakalayan sanatçı, 1985 - 86 yıllarında Berlin Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda konuk profesör olarak desen dersleri verdi.

Sayısız uluslararası sergiler açan Profesör Ergin İnan, 2000 yılından beri İstanbul Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev almakta ve özgün çalışmalarını İstanbul'daki atölyesinde sürdürmekte.

Metin Kalkızoğlu, eserlerinde yalın ve dingin bir atmosfer içinde ‘sakin güç’ kavramını tüm sadeliği ile ele alıyor. Bu bazen bir figürün küstah bakışında, kimi zaman da puslu bir günün ardında kalan kuru bir ağaçta kendini gösteriyor.

 

Eserlerin tamamını ince bir tül gibi saran melankolik minimallik içinde dolaşan bu güç teması, olanca sessizliği ile gözünü izleyiciye dikiyor.

 

Sanatçının resimlerinde zaman neredeyse hiç akmaz gibi sakin. Dinginliğin verdiği huzurla birlikte figürler ve peyzajlar ayrı tuvallerde birleşir, bir bütün halini alır. Teknik olarak eserler tüm ayrıntılardan arındırılmış gibidir. Bu yönüyle ifadeler ve duygular resmin tek odak noktasıdır.

1984 - İstanbul

2002 -  Cağaloğlu Anadolu Moda Tasarımı Lisesi

2004-10  Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü

2007-15 Ekrem Yalçındağ asistanlığı 

2015 - Cağlacabaoğlu Gallery grup sergisi

 

Çalışmalarımda bilimin salt gerçekliği ile sanatın doğa üzerindeki görsel etkilerini kaynaştırmayı amaçladım. Bu bağlamda bilimsel teorileri optik kurgular yaratarak ve doğanın zenginlikleri ve güzelliklerinden yararlanarak iki kavramı birleştirdim. Soyut değerlerle somut gerçekliği bu kavramlarla harmanlayarak  seyirciye  sundum.
   Resimlerimin çıkış noktasına gelince, baslarda böceklerle ironik etkiler yaratmak vardı. Parlak göz alıcı renklerin üzerine hiper realist böcekler boyuyordum. Bu zıtlıkları yaratmak ve vurgulamak amacıyla küçük böcekleri büyük resmetmek , çirkinlikleriyle parlak renkleri bir arada kullanmayı denedim. Ardından bu resimleri süsleme yoluna girip şablonlar kullanarak sprey boyalarla motifler yarattım ve bir sonuç diğerini doğurdu. Bu motiflerle optik etkiler ortaya çıkarmıştım. Sanatta ki bu illüzyon etkisi de Uzay zamanın ve bilimin soyut ama bir o kadarda somut izini üzerimde bıraktı. Bu çalışmaları sürdürdükçe bilim ile estetiği resimlerimde kullanmanın yollarını aradım. Sanat eğitimimin ışığında tuval üzeri yağlı boya ve akrilik kullanarak boyadığım farkındalık ve keşif amacıyla yarattığım  somut ile soyut kurgularımı yaratmayı sürdürmekteyim.
   Bundan sonrası için ise evrende ki illüzyonun sanatımı icra ederken başrol oynayacağına inanıyorum...

1929 yılında doğdu. Ressam ve harita subayı Adil Doğançay’ın oğludur. Sanat eğitimini ilk olarak babasından ve tanınmış ressam Arif Kaptan’dan aldı. Babasının teşvikiyle başlayan resim çalışmaları, Ankara Üniversitesi’nde aldığı hukuk eğitiminin ve 1955’te Paris’te bitirdiği ekonomi doktorasının önüne geçerek sanat serüveninin başlangıcı oldu. Bir yandan akademik eğitimi devam ederken, diğer yandan resim çalışmalarını hiç aksatmadan sürdürdü. Paris’teki öğrencilik yıllarında La Grande Chaumiere’de resim çalışmalarına katıldı. Doktorasını bitirip Ankara’ya döndüğünde Sanat Sevenler Kulübü’nde babasıyla ortak sergiler açtı. 1961’de 22. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne beş resmi kabul edildi.

1962 yılımda New York’a gitti. 1964 yılında Guggenheim müzesi müdürü Thomas Messer’in sanatçının yapıtlarından birini müze koleksiyonuna alması, sanatçının bu zorlu mücadeleden galip geleceğine olan inancını daha da pekiştirdi. New York duvarlarıyla başlayacak önemli esin kaynağı olan 'Duvarlar' serisine de aynı yıllarda başladı. Çünkü duvarlar, hızla geçip giden yaşamın ardında kalan ‘her şey’i yansıtıyordu. 1975 yılında buradan yola çıkan sanatçı, 114 ülkeyi kapsayacak olan ‘Dünya Duvarları’ fotoğraf projesine başladı. 1982’de bu projenin ürünlerini, Paris’te Georges Pompidou da ‘Fısıldayan Duvarlar’ adı altında ilk kez sergiledi. 1983’te Fransa’nın ünlü halı merkezi Aubusson’dan sanatçının tasarımları duvar halısı olarak dokunmaya başlandı.

1986’da büyük bir onarım geçiren Brooklyn Köprüsü’nün 19 adet büyük boy fotoğrafı New York kentinin 100.yıl kutlamalarında (1998) JFK Uluslararası Havaalanı’nda iki yıla yakın bir süre sergilendi. Daha sonra bu fotoğraflar ‘Walls of the World’ adı altında kitap olarak yayınlandı. 2001 yılında Dr. Nejat Eczacıbaşı Vakfı desteği ile ilk Retrospektif Sergisi’ni İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirdi. 2003 Haziran ayında sanatçının, ‘Hat Sanatına Saygı’ isimli çalışması Brüksel’deki yeni Avrupa Parlamentosu binasına asıldı. 

15 Ocak 2013 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Bodrum'da toprağa verildi.

Alea Pınar Du Pre, gerçekçiliğin temel doğası ile ilgili bir ressamdır. Sanatçıya göre; bu gerçeklik hiç de bildiğimiz gibi bir gerçeklik değildir. Quantum mekaniği ve M teorisi anlayışı; tüm parçaların karıştığı ve bir bütünsellikle birleştiği, kendi içinde bölünmemiş bir evreni göstermektedir. Fiziksel gerçeğin temel doğası; bize öyle görünse de, farklı nesnelerin toplamı veya toplanması değil, devamlı dinamik değişiklik içinde olan bölünmemiş bir bütün olmasıdır.

Bu bulgulardan esinlenen Pınar Du Pre; sanatsal “iç dünya” ve “dış dünya” benzetmeleri yaratmaktadır. Du Pre’nin resimleri, günlük hayatımızın dokunulabilir gerçekliğinin, dünyadaki her şey gibi yanıltıcı bir şekilde, sanal olduğunu göstermektedir. Bilimsel bulgular; beyinlerimizin “dış dünyayı” her seferinde plastik gibi şekillendirdiğini ve bize “gerçeklik” olarak öne sürdüğünü göstermektedir. Pınar Du Pre’nin tekniği de bu yanılgıyı yansıtmaktadır. Sanatçının, dijital sanatın sentetik duruşunun üzerine kurguladığı sahneler, tanıdık ama gerçeklikten uzak kareler sunmaktadır. Eserlerinde kullandığı dijital sanatlar, algımızın sanallığını yansıtırken; akrilik, varak ve “epoxy” gibi klasik sanat araçları da, gerçekliğimizin yaratılmış ve dokunulabilir tarafını yansıtmaktadır. Pınar en büyük sanatsal etkilenmelerine gönderim yaparak stilini “New Symbolist Pop-Art” olarak tanımlamaktadır. Pop-Art, zamanında kütlesel kültürün materyalizmini ikonografik olarak çizmiş olsa da, Pınar’ın daha alt üst edici bir niyeti vardır. Onun dileği, sanatı ile içsel bir kavrayışı harekete geçirmektir. Maksadı; bilinen inanış sistemlerini soruşturmak ve kanvasın ötesine bakarak gerçekliğimizi farklı yorumlamamıza ilham vermektir. Eserlerin her birinde yansıtılanlar, izleyicilere görünenin ve görünmeyenin, gerçeğin ve algılamanın oyun alanındaki bulanık köprülerini sorgulattırmaktadır. Sanatçının, “gerçeğin ne olduğunu” sorguladığı her bir eserinde, “gerçeğin” parçaları gözümüze çarpmaktadır.

Du Pre; “her akıl gördüğünü daima kendi bünyesinde bulundurmaktadır ancak sınırlı ve belirsiz bakış açısı ile. Her birimizin hayatlarımızda farklı tecrübeleri vardır, fakat her bakış açısı geçerlidir. Beyinlerimiz, farklı bir boyutun yansıması olan frekansları yorumlayarak tarafsız gerçeği matematiksel anlamda inşa eder; bu farklı boyut, boşluk ve zamanın her ikisinin ötesindeki daha derin bir var olma düzenidir. Varoluşumuzun doğasını durmadan sorgulamam, doyumsuz merakımdan ve gerçeğe olan çok derin sevgimden gelmektedir. İnsan yaşamının kutsallığına inanıyorum. Sanat; merakımı dönüştürecek, bilimi resme aktaracak, şekilsizliğe şekil getirecek tuvalimdir.” diyerek, eserlerinin temelindeki düşüncelerini aktarmaktadır.

 

Alea Pınar Du Pre 1972 yılında Viyana’da doğdu ve Künstlerhaus, Wiener Werktstaette’nin bıraktığı yoğun sanat ortamından etkilenerek yetişti. 1994'te Viyana Üniversitesi’nden mezun olan Du Pre'nin çalışmaları birçok farklı tekniği içinde barındırıyor. Kendi geliştirdigi teknik de sanal ortamı ‘gerçek hayat’ ile birleştiriyor.

Du Pre Art Deco döneminin büyük yaratıcı ressamlarından esinlenmesine rağmen eserlerini “ilerici ve modern” olarak nitelendiriyor. Resimlerinde incelikli keşiflerden ilham alan ve bunları farklı öykülere bağlayan Du Pre “İnsan figürüne ve insanlığa olan ilgim, insan hayatının kutsallığından, eşsizliğinden ve sanatın bunu fark etme ve gösterme gücünden kaynaklanıyor” diyor. Otodidakt olan sanatçı çocukluğunda kendi oyuncak bebeklerini dahi kendi üretti, 12-13 yaşlarında ilk yağlıboya tablolarını yapmaya başladı. 1995 - 2005 seneleri arasında Du Pre Istanbul hayranlığını ahşap üzeri yaptığı kubistik soyut yapıtları üreterek sergiledi.

2000 yılında İstanbul’a yerleştikten sonra 2008 yılında Türkiye’de ilk kişisel sergisini modern müzik ve eski ustalar arasındaki ilişkiyi kurguladığı ‘Reincarnation of Art’ Serisi ile Lucca Art, ‘Devam ettği sürece güzeldi’ serigisini ise Gallery Linart'ta gerçekleştirdi. Ardından GAMA Art, Studio RTI, Ilayda Sanat, Galeri Espas ve Avusturya konsolosluğu olmak üzere bir çok kişisel ve karma sergilere katıldı.

Doğum: 01.07.1972 Avusturya/Linz

Viyana Üniversitesi 1995

Mekan bilgileri

Mekan
Lütfü Kırdar Kongre Merkezi
Mekan hakkında
http://www.contemporaryistanbul.com/
İletişim
info@sevildolmaciartgallery.com