Müdahil Sizi Doğaya Çağırıyor

Ressam Elif Tutka, Sevil Dolmacı Sanat Galerisi’ndeki ilk kişisel sergisi Müdahil’de insanın mekanikliğini ve doğayla ilişkisini sorguluyor. Resimlere baktıkça doğanın coşkusunu içinizde hissedyorsunuz. Yalıçapkını, baykuş, kelebek, balık, zambak, güller, yapraklar… Her biri ayrı bir hikaye anlatıyor. Sergide Tutka’nın ünlü oyuncularla yaptığı kuş tablolarından oluşan enstalasyonu (yerleştirme) da yer alıyor. O kuş resimlerinden elde edilecek gelirin bir kısmı, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışlanacak. Tutka ile sergide buluştuk.

Resim yapmaya nasıl başladınız?

Picasso “Her çocuk bir sanatçıdır. Esas mesele büyüdüğünde sanatçı kalabilmektedir.” Der. Küçükken çevremdeki insanlara portrelerini çizer hediye ederdim. Kendimi hep bir kalem kağıt başında anımsıyorum. Annem (Gürselcim) titizdir, dağıtırdım sabırla beklerdi. Hep destek oldu. Sanata olan ilgimi çok küçük yaşlarda fark etmiş olsa gerek ki başka bir yönlendirme yapmaya çalışmadı. Mimar Sinan Resim bölümünde, Zekai Ormancı ve Yalçın Karayağız atölyesinde eğitim aldım. Kıymetli Ekrem Yalçındağ’la çalışma şansım oldu. Düşünüyorum da kendimi başka bir alanda hayal edemiyorum. Resim huzurlu ve ait olduğum yer. Eşim Mert Denizmen’le açtığımız Moda’da küçük bir kahvaltıcı dükkanımız var ve orayı bile resim defterim haline getirdim. Her fırsatta bir yerleri boyayıp çiziyorum.

Serginizde doğa vurgusu baskın. Neden?

Bir misyon yüklemiyorum kendime. Bu sadece bir minnet. Doğa benim derdim, resimlerimin hep bir parçası. Bir yanda optik kurgular kullanırken mutlaka birbirine bağlanmış bir ilişki kurma gayretindeyim. Izleyiciyi rahatsız eden ama bir yandan da bakmasını sağlayan bir gerçeklik çıkıyor ortaya.

MEKANİK DÜZENDEYİZ

Bir sanatçı olarak insan ve doğa ilişkisine baktığınızda ne görüyorsunuz?

Doğa, insanın aklına ve çabasına ihtiyaç duymadan varlığını sürdürebilecekken insan devreye giriyor. Yeşil alanlardan mahrum. Parçası olduğu doğadan uzaklaşmış, kendi yarattığı fakat bizden olmayan mekanikleşmiş yapay bir düzen içinde yaşamını sürdürüyor ve ne yazık ki buna ben de dahilim.

TEGV’ye bağış fikri nasıl doğdu?

Yakın dostumuz Filiz Özden, Açelya Topaloğlu ile sergim üzerine konuşurken “Ortak bir şeyler mi yapsanız ve bağışlasanız?” diye bu fitili ateşlemiş ve bir çığ gibi büyüdü. Ben sergiyi heyecanla hazırlarken ilginç bir dönemden geçiyorduk. Hayatımızı döndürmesi için bir dükkan açmıştık ve harıl harıl çalışıyorduk. Derken dükkanımızda üst üste 4 defa hırsız girdi. İçler acısı olan ise yaş ortalamasının 8 – 14 yaş aralığında çocuklar yapıyordu hırsızlığı. Çaresiz bir dönemde aslında tek çarenin eğitime destek vermek olduğunu düşünmeye başladık. Birçoğunu eşim aracılığıyla tanıdığım benim ve çok sevdiğim müthiş 9 kadınla bu projeye imzamızı attık. 12 yağlı boya eserimin yanı sıra sergimle aynı adı taşıyan Müdahil ismindeki estalasyon yer alıyor. Bu müthiş kadınların her biri şaşırtıcı şekilde yetenekli ve istekliydi. Demet Özdemir, Pınar Deniz, Seda Güven, Melissa Yıldırımer, Ceyda Ateş, Açelya Topaloğlu, Öznur Serçeler, Zeynep Çamcı ve Ceyda Kasabalı ki o bu sürecin tamamında bana çok destek oldu. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

TEMEL İLETİŞİM

Anne ve babalara ne tavsiye edersiniz çocukları sanatla buluşturma konusunda?

Klişe olacak ama yeni nesil gerçekten efsane. Çok fazla bilgi kaynağına sahipler. Eğilimleri varsa, hele ki bu yetenekleri varsa mutlak suretle anlaşılır. İletişim en temel kaynak. Aileler çocuklarını dinlemeliler. Beğendikleri ve takdir ettikleri yanlarını mutlaka söylemeliler. Çocukları sadece sanatta değil her alanda mutlaka takdir edilmeli.