Elif Tutka “İçimde Kıpır Kıpır Bir Çocuk Var”

Sevil Dolmacı Art Consultancy, 5 Mayıs’a kadar Elif Tutka’nın ‘Müdahil’ isimli ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi kapsamında ünlü oyuncular Pınar Deniz, Demet Özdemir, Seda Güven, Öznur Serçeler, Açelya Topaloğlu, Zeynep Çamcı, Ceyda Ateş, Ceyda Kasabalı ve Melissa Yıldırımer’in Tutka ile ortak olarak ürettiği eserlerin satışından elde edilecek gelirin bir kısmı Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışlanacak. Tutka ile sergi öncesi bir araya gelerek hem sergiyi hem de sanat yolculuğunu konuştuk…

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, sanat serüveniniz nasıl başladı?

Pablo Picasso’nun dediği gibi “Her çocuk bir sanatçıdır. Esas mesele büyüdüğünde sanatçı kalabilmektir.” Hani hep derler ya çocukluğumda diye, gerçekten benimde sanat serüvenim çocukluğumda başladı, üstelik benim tanıklarım ve kayıtlarım var duyumuma göre hala saklanan. Komşularımız hala anlatır 4 yada 5 yaşlarında portrelerini çizer, onlara hediye edermişim. Kendimi hep bir kalem kağıt başında hatırlıyorum. Büyüdükçe önlenemez bir bulma, buluşturma, bir şeyleri birleştirip eksantrik aksesuarlar tasarlamaya kadar gitti. Annem (Gürselcim) titiz bir kadındır bir şeyler üretirken ben dağıtırdım o sabırla beklerdi. Bir o kadar vizyonludur, bana hep destek oldu sanata olan ilgimi çok küçük yaşlarda fark etmiş olsa gerek, başka bir yönlendirme yapmaya çalışmadı. Sanırım burada en büyük alkış aileme. Açıkça söylemek gerekirse kendimi başka bir alanda düşünemiyorum. Eşimle beraber açtığımız Moda da küçük bir kahvaltıcımız var ve orayı bile resim defterim gibi kullanıyorum. Resim benim güvenli alanım diyebilirim.

Nerede eğitim aldınız ?

Cağaloğlu Anadolu Moda tasarımı lisesinde sanat eğitimim başladı. Okuduğum lise, şimdiki adı Mimar Sinan Üniversitesi olan Sanayi Nefise Mekteb-i Ali’si (Güzel Sanatlar Fakültesi)ne de ev sahipliği etmiş bir bina ve yıllar sonra anadolu moda tasarımı lisesi olarak kullanılıyor, aslında bu benim için de güzel bir tesadüf. Üniversite hayatıma gelince de hep istediğim Mimar Sinan Üniversitesi Resim bölümünde okudum. Zekai Ormancı ile başlayıp Yalçın Karayağız Atölyesi’nden mezun oldum. Bir de benim için ayrıca eğitim niteliğinde olan Ekrem Yalçındağ atölyesinde uzun yıllar beraber çalıştığımızı da söylemeden geçemeyeceğim..

Hangi tekniklerde eser üretiyorsunuz?

Tuval üzerine yağlı boya ve akrilik boya tekniğini kullanıyorum. Bir disiplin hakim resimlerimde. Son zamanlarda biraz daha özgürleşme eğilimi var içimde engel olamadığım. son resmim “Somewhere Like a World “ de bu rahatlamanın izlerini göreceksiniz. Ama optik kurgularımdan kopacağımı hiç sanmıyorum.

Resim deyince genel bir alışkanlık var, sadece tuval resmi anlaşılıyor. Oysa şimdi bu tuvaller resmin çok ötelerine geçti ve bu sıralar video art’ a merak sardım. bu alanda kendimi geliştirmeye odakladım. Tuval üzerindeki etkiyi ve hatta daha ötesini videoda nasıl yakalarım sorusunun cevabını arıyorum. Bir yandan da kinetik heykeller çok ilgimi çekiyor, belki bir gün denerim. İşin açıkçası beni şaşırtan ve sanatın dahil olduğu her noktada olmak istiyorum. Bu sebeple sanatçı dostlarımla iş birliklerine de hep açığım.

Klasik ve çağdaş sanatın farklı tekniklerine yaklaşımınız nedir?

Az evvel de dediğim gibi kalıplara sığamayan, içinden taşan bir enerji var. Yeniliğe hep merakım var. Dilerim bu coşkuyu yakalayabilirim. Klasik işler (tuval üzeri yağlı boya) yapıyor olarak gözüksem de ön araştırmasında çağımızın sağladığı iletişim ağlarının gücünden tabi ki bende faydalanıyorum. Sadece bende mi böyle bilemiyorum ama bazen kafamdan gecenlere gerçeklikte bedenim yetişmiyor. Bu noktada teknolojinin hayatımı kolaylaştırmasını seviyorum.

İlk kişisel serginizi açıyorsunuz… Heyecanlı mısınız? Nasıl hazırlandınız sergiye?

İçimde heyecanlı kıpır kıpır bir çocuk var.Şimdiye kadar tuvale aktardıklarımı sanat severlerle paylasmanın coşkusunuyaşıyorum. Bu sergiyi uzun zamandır istiyordum ancak acele etmek istemedik. Tabi bu süreçte resim biriktiremedik de. Değerli Sevil Dolmacı‘nın eserlerimi satması, daha kişisel sergim açılmadan çok değerli koleksiyonlara katması bu süreci biraz ertelememize sebep oldu. Ancak ben her zaman şuna inanırım: Bir şeyi gönülden yapıyorsanız o kendi tarihini muhakkak tayin eder. Ben mutlu ve heyecanlıyım. Sergiye çok sevdiğim ve projemizin de önemli bir parçası olan aktris ve müthiş bir moral motivasyon kaynağı olan değerli dostum Ceyda Kasabalı‘nın desteğiyle hazırlandım. beni çok güzel asiste etti minnettarım güzel dostuma.

Sevil Dolmacı ile nasıl bir araya geldiniz?

Sevil Dolmacı ile bir araya gelmemiz love story gibi. Sanat piyasasında başarılı bir kadın olarak onu yakından takip ediyor, duruşunu takdir ediyor ve bir kadın olarak hızlı tırmanışını hayranlıkla seyrediyordum. Sonra bir gün bana bir mesaj attı resimlerimi görmek istedi ve o gün başlayan hikayemiz bizi buralara kadar taşıdı.

Sergide neler olacak anlatır mısınız?

Doğada var olan ögeleri optik kurgularla birleştirerek, gerçekçi ve somut bir bakış açısıyla organik ve inorganik olanın yani doğanın ele geçirişini, varoluş ve yok oluş zıtlığıyla insan ve doğanın birlikteliğinin uzun soluklu ilişkisi üzerinden yorumluyorum. 12 yağlı boya eserimin yanında ünlü isimler (ben onlara sihirli kadınlar diyorum) Demet Özdemir , Pınar Deniz ,Ceyda Kasabalı , Seda Güven ,Melissa Yıldırımer ,Ceyda Ateş , Açelya Topaloğlu , Öznur Serçeler, Zeynep Çamcı ile ortak ürettiğimiz 9 eserin enstalasyonu yer alıyor.

Ünlü isimlerle ortak eserler ürettiniz. Bu işbirlikleri nasıl doğdu? Aralarında
yeteneğiyle sizi şaşırtan oldu mu?

Biz bu sergiyi bundan bir kaç ay evvel Sevil Dolmacı’ nın diğer mekanı olan SevilDolmacı Art Gallery mekanı için planlamıştık ve gerçekleşmek üzereydi. Ancak çokyakın dostumuz ve aynı zamanda eşim Mert Denizmen’ in menajerliğini yapan FilizÖzden ‘le yaptığım bir telefon görüşmesinde ortaya çıktı bu müthiş fikir. Açelya Topaloğlu ile benim sergim üzerine konuşurlarken “Ortak bir şeyler mi yapsanız?”diye bu fitili ateşledi ve bu proje bir çığ gibi büyüdü. Eşim ve ben, ne şanslıyız ki bu projeye destek verecek şahane dostlarımız varmış ve her biri hem sanata hem Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na yapılacak desteği kabul ettiler. Ne diyebilirim ki çok mutluyum. Bu müthiş fikri Sevil Dolmacı ile paylaştım ve bu enstalasyonu üretmemiz için zaman yaratmamız gerekti. Sergiyi Nisan’ a aldık ve heyecanımız ikiye katlandı. Gerçekten her biri ayrı yetenekli, yoğun programları arasında resim yapmaya vakit ayırdılar. Bu bile beni çok şaşırttı. Zamanın bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde değerli vakitlerini ayırmaları ve bu tecrübeyi birlikte edinmek tarifsiz bir deneyim oldu.

Eserlerden elde edilecek gelirin bir kısmı Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bağışlanacak… Bu fikir nasıl doğdu?

Az evvel de anlattığım gibi bu projenin fikir anneleri var. Beni bilen bilir, kendimi anlatmam çok da doğru olmaz ama şöyle söyleyebilirim ki vakıflarda aktif olarak yer almak, bir şekilde katkı sağlamak hep hayalim olan bir eylemdi. Böyle bir yardıma köprü olmak benim için tarif edilemez bir duygu. Büyülü bir deneyim oldu. On kadının bir araya gelip çocukların eğitimi için resim yapması kulağa sizce de çok güzel gelmiyor mu? Her birine minnettarım.

Gelecek projeleriniz arasında neler var?

Şimdiden söylemesi doğru olmaz ama yine sürpriz fikirlerim var . Kolektif işbirlikleri olacak. Biraz zamana ihtiyaç var. Barajın rezervleri dolmalı. Önce bu projemizin iyi niyetleri yerini bulsun istiyoruz. Benim kafamda sürekli filmler dönüyor, onu durduramıyorum.

Eserlerinizi yurt dışında da sergilemek istiyor musunuz?

Her sanatçı gibi tabii ki evet. Yurtdışında önemli bir kaç koleksiyonda sevgili Patricia İosif ‘in önerisiyle yer alan eserim var. yurtdışında şimdilik bir temsilcim yok ama planlarım içerisinde ön sırada geliyor. Daha şimdiden bir kaç girişimimiz var. Teklifleri değerlendirmeye de açığım.