Değişimin Öncüleri

Değişim kaçınılmazdır. Olduğumuzdan daha iyisine dönüşebilmek ise vizyon, cesaret ve liderlik içgüdüsü gerektirir. İlerleyen sayfalarda, birbirinden çok farklı kariyerlerde ilerlemeyi tercih eden kadınlarla tanışacaksınız. Sanat danışmanı, mücevher tasarımcısı, tasarım butiği sahibi, şef, fotoğrafçı… Her biri insanları kendi yörüngesine çekmek, yeni fikirlere açık olmak ve gelenekseli yıkmak alanında ortak bir tutkuyu paylaşıyor. Bu öncüler, hem özel yaşamlarında hem de çalışma ortamlarındaki jenerik algıyı kırmayı, bariyerleri yıkmayı başardı. Ve bunu sırf kadın olmaları sayesinde değil, statükonun sınırlarını zorlamaları, risk almaları ve kendi değişim yolculuklarına korkmadan başlamaları için diğer kadınlara güç vermeleri sayesinde başardılar.

Bir gün yolunuz Sevil Dolmacı’nın sanat yatırım ve proje danışmanlığı hizmeti veren Sevil Dolmacı Art Consultancy şirketinin internet sitesine düşerse, sergi koordinatöründen finans sorumlusuna dek ekibin neredeyse tamamının kadınlardan oluştuğunu göreceksiniz. Bu, son zamanlarda her sektörde sayıları yükselişe geçen kadınların seslerinin uzun süre kesilmeyeceğinin en güzel örneklerinden biri. Aydın’da doğan, Yunan, Bizans, Osmanlı gibi imparatorluk ve medeniyetlerin aynı potada eridiği bir yerde büyüyen Dolmacı’nın çocukluğundan bu yana hayatında sanatın önemli yer kaplaması şaşırılacak bir şey değil.

SANATIN YÜKSELEN KADINLARI

Sevil Dolmacı, son yıllarda özellikle büyük müzelerin veya galerilerin başındaki erkek yöneticilerin yerini alan gençlerin ve özellikle kadınların sayısındaki artışın 2000’lerle birlikte değişmeye başladığına dikkat çekiyor ve Oya Eczacıbaşı, Nazan Ölçer gibi müze sahibi ve yöneticilerinin; Yeşim Turanlı gibi başarılı genç galericilerin; Fulya Erdemci, Zeynep Öz, Fatoş Üstek gibi küratörlerin; Şükran Moral, İnci Eviner, Gülsün Karamustafa gibi önemli kadın sanatçıların isimlerini bu değişimin öncüleri olarak zikretmekten çekinmiyor. Kendi alanında başarılı kadınların Sevil Dolmacı Art Consultancy adı altında bir araya gelmesi organik olmaktan öte, Dolmacı’nın akademisyenlik yaptığı sürece kadın çalışmaları yapan biri olarak çalışma hayatına geçince onlara destek olma bilinciyle geliştirdiği bir strateji aslında. Dediği gibi, beraber çalıştığı kadınlar “kendi ayakları üzerinde duran, eğitimli ve vizyoner arkadaşlar. Hem işlerini çok seviyorlar hem de kadın olarak iş hayatında biz de varız diyebiliyorlar.” Onlar post feminizmin prototip kadınları…

Tarih dolu bir şehirde büyümenin insanı farkında olmadan etkilediğine inancı tam olan Dolmacı, “Aydın’da, Tralleis antik kentinden kalan tek yapı olan Üç Gözler’e yakın oturuyorduk. Bu bölgeye yaptığım ziyaretlerde Apollonios ve Tauriskos isimli iki büyük yontu ustasından etkilenip sanat tarihi okumaya karar verdim” diyor. Fakat onu etrafınızda gördüğünüz diğer sanat danışmanlarından ayıran en büyük özelliği, genç bir kadın olarak sektörde kısa sürede tutunmayı başarması.

Sevil Dolmacı Art Consultancy, 2018’te beş büyük grubun danışmanlığını aldı. İngiliz menşeili Galileo Watermark ve THY işbirliğiyle yaptığı ve çok yakında yayımlanacak bir projeyi tamamladı. Birçok kurumla katalog ve prestij kitapları hazırladı. “2018 bize iyi geldi, büyüdük, deneyimlerimize yenilerini ekledik. 2019, yeni işbirlikleri ve yeni hedeflerle geçen yılın başarılarının getirdiği iyi enerjiyle başladı” diyen Dolmacı, tüm bu süreçte zaten kalabalık olan ekibine yeni çalışma arkadaşları eklemeyi de unutmadı. Sanat sahnesine girişinde ise, tarih ve sanatla iç içe büyümesi etkili olabilir. Fakat onu önemli koleksiyonların engin dünyasına sokan şey, sanata aktif olarak dokunup yaşayamadığı bir ortam olduğunu düşündüğü akademisyenliği bırakmasıyla oldu. “Gezip görmek, resimleri yakından analiz etmek, sanatçılarla tanışmak ve sanat ortamını birebir yaşamak istiyordum.” Öyle de yaptı; ani bir kararla Ankara’dan İstanbul’a taşındı.

“Müzelerin hep tadilatta olduğu ülkemizde, büyük bir koleksiyona girmenin en doğru yol olduğuna karar verdim ve Demsa’da çalışmaya başladım. Binlerce resim gördüm, sanatçılarla çalışma fırsatı buldum, fiyatlar ve alım satım konusunda deneyim kazandım. 9. İle 20. Yüzyıl arası nadir İslamı eserler ve Türk resim sanatının başlangıcı kabul edilen 19.yüzyılın ikinci yarısından günümüze uzanan süreçte üretilen eserleri kapsayan Demsa koleksiyonu, Türkiye’nin en kapsamlılarından biri. Küçük bir araştırma ile sanat danışmanlığı veya sanatla ilgilenen kişi ve kurum sayısının çok az olduğunu görebilirsiniz. Bunun, herkesin az çok tahmin edebileceği pek çok sebebi olabilir. Sevil Dolmacı Art Consultancy için ülkenin ilk uluslararası sanat danışmanlığı şirketi dersek yanlış olmaz. Bundan birkaç yıl öncesine kadar, galericilerin üstlendiği sanat danışmanlığı alanında bağımsız işi bu olan kişi sayısı çok azdı. Bu, danışmanlık ve galericilik sektörlerinin iç içe geçtiği, çok tercih edilmeyen bir durum.” Dolmacı’nın da dediği gibi, “koleksiyonlar genelde çalışan galeri veya danışmanın sanatçılardan oluşan bir listeye sahip oluyordu ve ekspertizlik, restorasyon, koleksiyon yönetimi gibi konularda daha alaturka bir şekilde hizmet alıyordu.” O ise bu sorunu ekip ile çalışan ve sanat konusunda A’dan Z’ye tüm ihtiyaçları karşılayan bir sistem geliştirerek çözdü. “Gerek aldığım eğitim ve deneyimlerin gerekse ekibin genç ve dinamik oluşu, danışmanlık konusunda bizlere geniş çaplı düşünme ve hizmet verme olanağı sağladı.” Dolmacı’nın dış pazarda da pek çok müşterisi var. “Bu şekilde hizmet veren ve uluslararası tanınırlığı olan ikinci bir şirket henüz duymadım. Ancak bizden sonra profesyonelliğin ayırt edici olduğunu düşünenler çoğaldı.”

Müşterileri, onlara genelde referansla ulaşıyor. İki taraf da ne istediğine hemfikir olduğunda çalışmaya başlanıyor. Bazı müşteriler, ellerindeki koleksiyona yön vermek istediklerinde kapılarını çalıyorlar, ama tüm bu kişi ve kurumların ortak noktası sanatı sevmeleri, öğrenmek istemeleri ve bilgi paylaşmaktan çekinmemeleri. Türk sanat piyasasına pek hakim değilseniz, Türkiye’de sanatla iç içe olan çok fazla kişi ve kurum olduğunu gözden kaçırmanız muhtemel. Fakat Dolmacı’nın da belirttiği gibi Türk koleksiyonerler dünya ölçeğinde alım yapıyor, dünyayı yakından tanıyor ve piyasaları biliyor. Az olmalarına rağmen aralarında kayda değer isimler var. “Söylemeden geçmemek lazım; koleksiyonlarını ya bir döneme ya da bir üsluba göre oluşturan ve yapılandıranlar da var. Tümüyle moda deyip alanlar da mevcut elbette.”

Peki, Türk koleksiyonerliği ve müzeciliği ne durumda? Dolmacı, henüz diğer ülkelere göre az sayıda müzeye sahip olan ülkemizi başkalarıyla karşılaştırmanın doğru olmadığı bilincinde. “Yağlıboya resim tarihinin, 19.yüzyılın ikinci yarısında başladığını düşünürsek, müzeciliğin de yeni olması şaşırtıcı değil. Koleksiyonlar genelde popüler eğilimler neticesinde oluşuyor, çok azı özgün bir kimliğe sahip ancak ortak noktaları yatırım değerini mutlaka göz önünde bulundurmaları. Koleksiyonerlik uzun yıllara yayılan bir şey, gün geçtikçe oturan ve olgunlaşan bir hikaye. Hikayeyi iyi yazmak ise koleksiyonerin elinde.

ROBB REPORT DEĞİŞİMİN ÖNCÜLERİ

Yayın Tarihi: 01.05.2019

Hazırlayan: ZEYNEP MERVE KAYA

Portre Fotoğraflar: ERHAN TARLIĞ